GERİ DÖN

Leishmania

Leishmania'ya karşı savaş; uzun ve zahmetlidir.

Leishmaniasis ( Şark Çıbanı), hala dünyanın en fazla göz ardı edilen hastalıkları arasındadır ve başta gelişmekte ülkeler olmak üzere, toplumun en fakir kesimlerini etkilemektedir. Dünyada bugün, 350 milyon insan leishmaniasis riski altında yaşamakta ve yılda yaklaşık 2 milyon yeni vaka kayıtlara geçmektedir. Son 10 yılda, leishmaniasisin teşhisi, tedavisi ve önlenmesinde büyük bilimsel atılımlar yapılmış ve tedavide/korumada anahtar rol oynayan ilaçların fiyatları makul seviyeye çekilmiştir. Bu gelişmeler, sürdürülebilir ulusal ve bölgesel kontrol programlarının uygulanmasını kolaylaştırmış olsa da tam anlamıyla hayata geçirilmiş kontrol programları hala yoktur ve dünya çapında leishmaniasis kaynaklı mortalite ve morbidite, endişe verici bir artış eğilimi göstermektedir.

Canin leishmaniasis, Leishmania cinsinin protozoon parazitlerinin neden olduğu ciddi bir zoonotik hastalıktır. Türkiye'de L. donovani donovani ve L. donovani infantum visseral leishmaniasis etkenidir. Özellikle Ege, Akdeniz ve Trakya'da bulunur. Güneydoğu Anadolu’da yaygın olarak karşımıza çıkan L. tropica ise, kütanöz leishmaniasis etkeni arasındadır.

Hastalık belirtileri karmaşıktır. Etken bir köpeğe bulaştıktan sonra hastalık oluşturma prosesi, hastanın genetik geçmişi ve bağışıklık yanıtı gibi çok çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Subklinik olarak etkilenen köpekleri klinik belirti gösteren köpeklerden ayırmak önemlidir. Enfeksiyon, duyarlı olan hayvanlarda birçok bölgeye yayılım gösterebilir (ör., deri, lenfatik ve hematopoetik organlar). İleriki aşamalarda, çeşitli organlar ve sistemler (ör., böbrek, karaciğer, eklemler, GI sistem) etkilenebilir. Çoklu organ yetmezlikleri tanıyı zorlaştırır ve tedaviyi neredeyse olanaksız kılar.

 

Leishmania’ya karşı savaş uzun ve zahmetlidir

Mevsimsel olarak, Mayıs ve Eylül ayları arasında aktif olan Phlebotomus spp. cinsi tatarcık sinekleri hastalığın vektörleridir. Orta ve Güney Amerika’da ise bulaşma Lutzomyia spp. cinsi tatarcık sinekleri ile aktarılır ve bulaşma, yılın bir bölümü değil yıl boyunca gerçekleşir.

Phlebotomus spp., en aktif döneminde bir hayvanı saatte ortalama 100 kez ısırır. Bu nedenle Leishmania’ya karşı savaş uzun ve zahmetli bir iştir.

Köpeklerde Leishmania tespiti semptomlara, anamneze, klinik tanıya ve laboratuvar analizlerine dayandırılmalıdır. Bilimsel araştırmaların tamamı, dünyada Leishmania ile enfekte olan köpeklerin sayısının -özellikle endemik bölgelerde oldukça fazla olduğunu söylemektedir (köpek popülasyonun %50’sinden fazlası) ama bu hayvanlardan seropozitif olup, klinik belirti gösterenlerin sayısı çok azdır (%3-5).

 

SEMPTOMLAR

Bilindiği üzere, vektör tatarcığın kan emdiği yerden etkenin promastigot formları vücuda girer ve makrofajlar tarafından fagosite edilmesiyle amastigot forma dönüşür. Bir promastigot, bir köpeğin derisine yerleştikten sonra enfeksiyon farklı yollarla devam edebilir. Bazen doğuştan gelen bağışıklık sistemi devreye girip, patojeni hızlı bir şekilde lokal olarak yok eder. Ama vakaların çoğunda yayılan enfeksiyon, spesifik immun yanıt oluşmasına sebep olur. Edinilmiş bağışıklık sisteminde Th1 yanıtı gösteren hayvanlarda makrofajların aktivasyonu ile parazitler yok edilir. Ama aksine, Th2 yanıtı gelişen hayvanlarda IgG-I ve IgG-II’nin predominant olduğu durumda, enfeksiyon kontrol altına alınamaz; lenfoid organlarda, ciltte, müköz membranlarda ve gözde sayısız klinik belirti meydana gelir ve semptomlar çoğunlukla bir arada bulunur (Tablo 1). Yanıtın tipine bağlı olarak ya klinik semptomlar gösteren bir hastalık ya da hiçbir semptom göstermeyen, kontrolsüz yayılan bir enfeksiyon meydana gelebilir. Etken ile karşılaşan bir hayvanda hangi immun yanıtın oluşabileceği tam olarak bilinmemektedir ama büyük ihtimalle genetik faktörlerin de önemi vardır. Bazı köpek ırklarda leishmaniasis hiç gözükmezken (ör., Ibizan Hound), bazı ırklar hastalığa daha yatkındır. Predispoze ırklara örnek olarak; Boxer, Cocker Spaniel, Rottweiler ve Alman Çoban Köpeğini verebiliriz.

 

TABLO 1. LEISHMANIASIS’E BAĞLI GELİŞEN SEMPTOMLAR

GENEL

Letarji, iştahta değişim, kilo kaybı (ileriki vakalarda kaşeksi ve kas atrofisi), lenfadenomegali, splenomegali, poliüri, polidipsi, kusma, ishal

KUTANÖZ

Alopesik veya alopesik olmayan nonpruritik dermatit, mukokutanöz bağlantılarda görülen eroziv ülseratif dermatit, nodüler, papüler veya püstüler dermatit, onikogrifoz

OKÜLER

Keratokonjonktivit (yaygın ya da sadece siccada), göz kapağı yangısı, anterior üveit, endoftalmi

DİĞER

Erozif veya nonerozif poliartrite ve osteomiyelite bağlı gelişen topallık, epistaksis, mukozal lezyonlar (oral, genital), miyozit ve polimiyozit, kutanöz ve sistemik vaskülit

 

TANI

Leishmania tanısı bir klinik kararıdır ve bir tek laboratuvar testinin pozitif olması esasına dayalı olmamalıdır. Sadece hasta hayvanlarda değil, sağlıklı olanlarda da Leishmania enfeksiyonun varlığı yıllık kontroller sırasında araştırılmalıdır. Leishmaniasisin tanısı klinik tablonun değerlendirilmesinin yanı sıra; sitoloji, biyopsi (immunohistokimya) ve PCR gibi direkt yöntemler ile seroloji gibi indirekt yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda konulur:

  • Sitoloji pozitif: Enfeksiyon/hastalık
  • PCR pozitif: Enfeksiyon
  • Seroloji pozitif: Mevcut ya da geçmiş enfeksiyon anlamını taşır.

 

İlaç tedavisi hekimlerin ağır sınavlarından bir tanesidir.

Hastalığın kompleks patojenitesinden dolayı klinik semptomlar kendilerini sayısız formda belli eder. Bazıları hafif ve nonspesifikken bazıları organların çoğunu işgal etmiş olabilir. Bahsettiğimiz gibi, bağışıklık sistemi hastalığın gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Aynı zamanda, bağışıklık sisteminin uyguladığımız tedaviye karşı ne tür cevap verebileceği de önemlidir. Piyasadaki ilaçların çoğu geçerli bir süre için hastalıkla savaşır ve klinik semptomları hafifletir; genellikle enfeksiyonun tamamını yok edemezler.

Profilaksi ise tedavinin en önemli kısmıdır çünkü Phlebotomus spp.’nin kontrolü ile aynı zamanda hastalığın eradikasyonunu da sağlamış oluruz. Parazit tedavisinin yanı sıra bu hayvanlara kondisyonlarına göre destek tedavi verilmelidir. Tedaviye yanıt vermeyen ya da tedaviden kısa süre sonra hastalığın nüks ettiği hastalarda; kötü bakım koşullarından, hasta sahibinin ilgisizliğinden ve yanlış ilaç kullanımından bahsetmek mümkündür.

Hayvanların iyileşme süresi klinik ve patolojik duruma göre değişir. Ortalama iyileşme süresi, tedaviden itibaren 1-3 ay arasındadır. Renal bozukluğu olan köpeklerde iyileşme periyodu daha uzundur. Seronegativite ilk altı ayda kesinlikle beklenmemelidir. Bazı durumlarda, hasta tamamen iyileşmiş görünse bile antikor titri seneler boyunca yüksek seviyede kalabilir.

 

PROFİLAKSİ TEDAVİNİN EN ÖNEMLİ KISMIDIR

Leishmaniasiste en önemli nokta profilaksidir ve bu da Enfeksiyondan kaçınma (vektör profilaksisi) ile mümkündür.

Enfeksiyondan kaçınma Leishmania’dan korunmanın ana hattını oluşturur. Bu kullanılan dış parazit ilacının öldürücü etkisi yanı sıra kovucu etkisi olması da gerekmektedir. Kovucu etki sayesinde tatarcık sinekleri ısırmadan ve hastalık bulaşmadan bertaraf edilir.